13 Kasım 2011 Pazar
Göz kapaklarımızın altına saklanarak yaşıyoruz.Korkak ve çaresizce ... Gözlerimizi kırptıkça değişen tüm bu hayata alışmışız.Hayat koca bir yalan ama yaşamak; bu yalanlar arasında gerçeği bulmaya çalışmak.Nefes almak ve hep yarınlara umutlanmak.Umut;içimizdeki ruhun kırbacı sanki.Havada daireler çizdirerek ruhumuzun sırtında şaklattıkça her defasında devam etmemizi sağlıyor.Yarına,öbür güne hep daha ileriye.Ne zaman bitecek diyemiyoruz.Bitmesin istiyoruz.Hayat, bizi sarıp sarmalamış bir sevgili gibi.Kollarında uyurken asla uyanmak istemeyeceğin ya biterse diye düşündüğünde korkudan titrediğin deli dolu bir aşk gibi içimize işlemiş .Hayat ne yaşatırsa yaşatsın ölüm uzak dursun.
4 Kasım 2011 Cuma
Şarap bardaklarında yok oluyordu tüm anılarım
Yakamozlar aydınlatıyordu kalan son düşlerimizi de
Sabaha karşı iki serseri geziyorduk sokakları
Hiç bitmez geliyordu yollar ,gülüşlerimiz saklıydı sahilden geçen gemilerde
Sarhoş unutkanlığımda yudumluyordum sana dair ne varsa
Yüreğimden sökerken adını harf harf
Kanıyordum kadehlere, kırmızıya dönüyordu tüm acılar
Hüzün yoktu bir zamanlar yaz akşamlarında
Akrep, yelkovanı zamansız kovarken takvimler yapraklarını döküyordu
Hüzün ,sonbahar sarısıyla yakamozları yırtarken vakti gelmiş ayrılığımıza içiyorduk habersiz.
Saatler günleri yok etmek için var gücüyle koşarken
Tepeden tırnağa sen kokuyordum ,ölüyordum bilmiyordun..
Yakamozlar aydınlatıyordu kalan son düşlerimizi de
Sabaha karşı iki serseri geziyorduk sokakları
Hiç bitmez geliyordu yollar ,gülüşlerimiz saklıydı sahilden geçen gemilerde
Sarhoş unutkanlığımda yudumluyordum sana dair ne varsa
Yüreğimden sökerken adını harf harf
Kanıyordum kadehlere, kırmızıya dönüyordu tüm acılar
Hüzün yoktu bir zamanlar yaz akşamlarında
Akrep, yelkovanı zamansız kovarken takvimler yapraklarını döküyordu
Hüzün ,sonbahar sarısıyla yakamozları yırtarken vakti gelmiş ayrılığımıza içiyorduk habersiz.
Saatler günleri yok etmek için var gücüyle koşarken
Tepeden tırnağa sen kokuyordum ,ölüyordum bilmiyordun..
3 Kasım 2011 Perşembe
Tüm iç organlarım ayaklanmış ,telaşlı bir koşturmaca var bedenimde
Tanrım !yine aşığım, hani son olacaktı
Çok canımı yakmıştı ya bu lanet aşk
Ağlarken söz vermiştin hani be yüreğim
Bir daha karışmam işine demiştin
Artık çok geç biliyorum
Eteklerim uçuşuyor
Dünya dönmüyor ki dans ediyor
Ah aklım kimbilir nerelerde
Martıların bacaklarına asıldım
Rüzgarlar savuruyor saçlarımı
Aşk ,başladığın gibi kal
Sür kendini bedenime
Gecenin karanlığında soluklarımız karışırken
Hiç değişmesen sevgilinin teninde her defasında yeniden canlansan
Sonunu biliyorum ama lanet aşk senden vazgeçemiyorum
Tanrım !yine aşığım, hani son olacaktı
Çok canımı yakmıştı ya bu lanet aşk
Ağlarken söz vermiştin hani be yüreğim
Bir daha karışmam işine demiştin
Artık çok geç biliyorum
Eteklerim uçuşuyor
Dünya dönmüyor ki dans ediyor
Ah aklım kimbilir nerelerde
Martıların bacaklarına asıldım
Rüzgarlar savuruyor saçlarımı
Aşk ,başladığın gibi kal
Sür kendini bedenime
Gecenin karanlığında soluklarımız karışırken
Hiç değişmesen sevgilinin teninde her defasında yeniden canlansan
Sonunu biliyorum ama lanet aşk senden vazgeçemiyorum
Yalanlarla kaplanmış yüreğinin siyaha yakın kelimelerini başa sarıp dinliyorum.Çok zavallısınız diyorum tüm yalanlara.
Yaklaştır kulaklarını daya kafatasıma duyuyor musun tüm inkarları ,hesaplaşmaları.Kelimeler,kurşun gibi delip geçiyor her bir hücremi.Kuramadığım tüm cümleler beynimde şehirler inşaa etmekte.Nefret zayıflatıyor ele geçiriyor zavalllı yüreğimi.Yüreğim sessiz..sadece seyrediyor.İçine akıtıyor tüm zamanı.Zaman ,arkasında saklamış tüm geçmişi bir tokat gibi vuruyor ,yüreğim çınlıyor.
Aşk...
Cümle içinde kullandığımız ,yüreklerimizden sakındığımız.Hasretim sana.Cümlelerden kurtarsan kendini dikilsen karşıma tüm heybetinle ufacık kalsam yanında ,sarılsan sıkı sıkı kıracakmış gibi tüm kemiklerimi... Ey aşk ! ruhuma katılsan iç organlarımı yerle bir etsen.Yaşadığımı hissettirsen bana..
Bırakalım sefil insanlar seni hiç bilmesinler ...
Yaklaştır kulaklarını daya kafatasıma duyuyor musun tüm inkarları ,hesaplaşmaları.Kelimeler,kurşun gibi delip geçiyor her bir hücremi.Kuramadığım tüm cümleler beynimde şehirler inşaa etmekte.Nefret zayıflatıyor ele geçiriyor zavalllı yüreğimi.Yüreğim sessiz..sadece seyrediyor.İçine akıtıyor tüm zamanı.Zaman ,arkasında saklamış tüm geçmişi bir tokat gibi vuruyor ,yüreğim çınlıyor.
Aşk...
Cümle içinde kullandığımız ,yüreklerimizden sakındığımız.Hasretim sana.Cümlelerden kurtarsan kendini dikilsen karşıma tüm heybetinle ufacık kalsam yanında ,sarılsan sıkı sıkı kıracakmış gibi tüm kemiklerimi... Ey aşk ! ruhuma katılsan iç organlarımı yerle bir etsen.Yaşadığımı hissettirsen bana..
Bırakalım sefil insanlar seni hiç bilmesinler ...
24 Ekim 2011 Pazartesi
Anlamıyor kelimelerim bu dünyayı
Teslim olmuşlar sadece ve havada dönüyorlar öylesine
Avuçlarımda hayattan arttırdıklarım
Gözlerimde dünden yansıyanlar var
Umursamıyor sokaklar gidenleri
Amaçsız evlerden solgun umutlar aydınlatıyor geceyi
Yırtarak yürüyorum karanlığı
Manzaramda insanlardan arttırdıklarım var
Yazık oldu yaz kokulu düşlere
Keşke mi desem sadece bir anlığına
Sonra yitip gitsem tüm anlamlarda
Yüreğimde aşktan arttırdıklarım var
Şairi en çok kuramadığı cümleler öldürürmüş
Zaman akıp giderken sonlara doğru
Akılda yitip gitmiş sevgiler
Kurulmamış cümleler var kalemimde
Teslim olmuşlar sadece ve havada dönüyorlar öylesine
Avuçlarımda hayattan arttırdıklarım
Gözlerimde dünden yansıyanlar var
Umursamıyor sokaklar gidenleri
Amaçsız evlerden solgun umutlar aydınlatıyor geceyi
Yırtarak yürüyorum karanlığı
Manzaramda insanlardan arttırdıklarım var
Yazık oldu yaz kokulu düşlere
Keşke mi desem sadece bir anlığına
Sonra yitip gitsem tüm anlamlarda
Yüreğimde aşktan arttırdıklarım var
Şairi en çok kuramadığı cümleler öldürürmüş
Zaman akıp giderken sonlara doğru
Akılda yitip gitmiş sevgiler
Kurulmamış cümleler var kalemimde
9 Ekim 2011 Pazar
Ne zaman gece olsa ,çekilse tüm insanlar evlerine
Kimsesiz kalıyordum hayatın ortasında
Gülen sahte yüzümü asıyordum kapının arkasına
Yarısı çiğnenmiş bir aşk bakıyordu aynada
Bir katil sırtımda canımı yakarken
Hep geceleyin ölüyordum ben
Görmüyordu kimse acıdan morarmış buzdan bedenimi
İhanetin ,kiralık bir katil gibi peşimde
Öldürse tek kurşunda... ama işkenceye meyilli
Hiç sevmemiş ,yalanmış sevişmelerimiz
Ellerimde dünden kalma sancının saç telleri
Zaman penceremden uçup gitti.
Tüm yıldızlar dökülüyordu sanki ve zifir bir korku saplanıyordu yalnızlığıma
Ne şiirler ne de şarkılar
Hiçbiri söküp atamıyordu yüreğime bulanan koyu siyah lekeyi
Hastalıklı sapkın bir ruhla içerken kandan şarapları
Unutmak için yazdığım her satır diriliyordu beyaz kağıtlardan
Ağrıdan şişmiş gözlerimle zamana bakıyordum
ihanetine ilerliyordu akreple yelkovan
Payıma düşenle kalakalıyordum her gece
Başka kollarda soluklanırken sevgili
Yudum yudum içiyordum aşkımı
Adım adım ilerlerken ölüm öyle yakın
Adım adım sadece senin adın
Kimsesiz kalıyordum hayatın ortasında
Gülen sahte yüzümü asıyordum kapının arkasına
Yarısı çiğnenmiş bir aşk bakıyordu aynada
Bir katil sırtımda canımı yakarken
Hep geceleyin ölüyordum ben
Görmüyordu kimse acıdan morarmış buzdan bedenimi
İhanetin ,kiralık bir katil gibi peşimde
Öldürse tek kurşunda... ama işkenceye meyilli
Hiç sevmemiş ,yalanmış sevişmelerimiz
Ellerimde dünden kalma sancının saç telleri
Zaman penceremden uçup gitti.
Tüm yıldızlar dökülüyordu sanki ve zifir bir korku saplanıyordu yalnızlığıma
Ne şiirler ne de şarkılar
Hiçbiri söküp atamıyordu yüreğime bulanan koyu siyah lekeyi
Hastalıklı sapkın bir ruhla içerken kandan şarapları
Unutmak için yazdığım her satır diriliyordu beyaz kağıtlardan
Ağrıdan şişmiş gözlerimle zamana bakıyordum
ihanetine ilerliyordu akreple yelkovan
Payıma düşenle kalakalıyordum her gece
Başka kollarda soluklanırken sevgili
Yudum yudum içiyordum aşkımı
Adım adım ilerlerken ölüm öyle yakın
Adım adım sadece senin adın
7 Ekim 2011 Cuma
Bir delinin parmakları ince ve uzun olur.Baktığında her an kırılabilecekmiş gibi durur.Dokunduğunda ölüm kadar soğuktur ve aşk kadar yakıcı.Araf gibidir bir delinin parmakları ve uzanır göz kapaklarına usulca kapanırken dünya yüzüne en son aklında o delinin parmakları kalır.
Kendi kendine dolanır parmaklar kara kalem cümlelerine.Gülerken ,umursamaz görünürken içindeki cam parçaları usulca ilerler tüm iç organlarını yırtarak.Acıyı hissetmez .Bir delinin alışkanlığıdır acı o yüzden aklı yitip gitmiştir ,çok eski zamanlarda açık bir pencereden kaçan mor renkli bir kuş gibi .Aşkları deniz kokulu olur.Hırçın dalgalarında boğulsa da mis gibi içine doldurur aşkın kokusunu .
Seyrederken tüm dünyayı bir kayanın üstünde şehrin ışıkları yansır umutsuzluğuna.Bilir ama delidir inkar eder hiç sevilmediğini.Tedirgin ve telaşlı aşk nöbetlerinde titrerken soluk soluğa parmaklarını geçirir etine hala yaşadığını anlatmak için bedenine.
Normal nedir diye sorar deli aynaya.Aynadan cevap gelmez.''Senin bir yüzün var yansıyan görüyor musun ne kadar normal ''diye kendi kendini cevaplar.Delinin parmakları uzanır yüzüne sırf varlığına inanabilmek için.Kendini yok sayıp özgürleştikçe hafifler .Martılar gibi dalıp dalıp çıkarken aşklarına çığlıkları ,pişmanlıklarıdır belki de kim bilebilir ki bir martı neden çığlık atar?
Sevilmekten çok sevmek ,sevmekten çok sevilmek ..Nasıl bir çelişkisin sen ey aşk, beynimde döndürüyorsun dünyayı.Sırf bir cümleye inat olsun diye tüm harfleri yaktığı da oldu ve anlamlarında boğulduğu da ..Delilik anları işte..
İnsanları anlamak bir delinin işidir.Dokunarak,koklayarak ,tadarak bilir .Anlar da susar ,susar da konuşur .Hafife alınmayı sever , martı olur her defasında sevgilinin gözlerine dalar usulca..
Bilir ki bu hayat ;ne aşkını yaşatacaktır ne de nefes aldıracaktır. Hayatına uzanır boylu boyunca ve parmaklarıyla oynar deli hiç bilemediği şarkıları mırıldanırken ,bulutlar geçer üzerinden sadece..
Kendi kendine dolanır parmaklar kara kalem cümlelerine.Gülerken ,umursamaz görünürken içindeki cam parçaları usulca ilerler tüm iç organlarını yırtarak.Acıyı hissetmez .Bir delinin alışkanlığıdır acı o yüzden aklı yitip gitmiştir ,çok eski zamanlarda açık bir pencereden kaçan mor renkli bir kuş gibi .Aşkları deniz kokulu olur.Hırçın dalgalarında boğulsa da mis gibi içine doldurur aşkın kokusunu .
Seyrederken tüm dünyayı bir kayanın üstünde şehrin ışıkları yansır umutsuzluğuna.Bilir ama delidir inkar eder hiç sevilmediğini.Tedirgin ve telaşlı aşk nöbetlerinde titrerken soluk soluğa parmaklarını geçirir etine hala yaşadığını anlatmak için bedenine.
Normal nedir diye sorar deli aynaya.Aynadan cevap gelmez.''Senin bir yüzün var yansıyan görüyor musun ne kadar normal ''diye kendi kendini cevaplar.Delinin parmakları uzanır yüzüne sırf varlığına inanabilmek için.Kendini yok sayıp özgürleştikçe hafifler .Martılar gibi dalıp dalıp çıkarken aşklarına çığlıkları ,pişmanlıklarıdır belki de kim bilebilir ki bir martı neden çığlık atar?
Sevilmekten çok sevmek ,sevmekten çok sevilmek ..Nasıl bir çelişkisin sen ey aşk, beynimde döndürüyorsun dünyayı.Sırf bir cümleye inat olsun diye tüm harfleri yaktığı da oldu ve anlamlarında boğulduğu da ..Delilik anları işte..
İnsanları anlamak bir delinin işidir.Dokunarak,koklayarak ,tadarak bilir .Anlar da susar ,susar da konuşur .Hafife alınmayı sever , martı olur her defasında sevgilinin gözlerine dalar usulca..
Bilir ki bu hayat ;ne aşkını yaşatacaktır ne de nefes aldıracaktır. Hayatına uzanır boylu boyunca ve parmaklarıyla oynar deli hiç bilemediği şarkıları mırıldanırken ,bulutlar geçer üzerinden sadece..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)